27 Nisan 2009 Pazartesi

Flash Tv: "Mona Lisanın Sırları"

Mona Lisa adlı eseriyle dünyanın en ünlü yüzlerinden birini yaratan Leonardo Da Vinci tablonun yapımına 1503te başlamış .3 yılda tabloyu bitirmesine rağmen durmadan küçük eklemeler yapmış . Hakkında açıklanamayacak sırlara kimi zeka dolu kimi Mustafa Topaloğlu mentalitesi ürünü kimi ise Flash Tvdeki dini motif kokan dizilere konu olabilecek çözümler bulunsa da hala gizemini koruyan tablo şu an Pariste Louvre müzesinde bulunuyor. Günümüze kadar onbinlerce kopyası yapılmış , onlarca kez çalınma tehlikesi geçirmiş. Kısaca sanat dünyası için heyecan verici bir eser.

Mona Lisayı canlı olarak görme fırsatını ben de yakaladım. 2008 yazında Louvre müzesine gittiğimde ağzımın suyu akarak müzedeki yüzlerce heykeli ve resmi teker teker inceledim. Hayatımda çok da önemli bir yeri olmasa da o kadar gözümde büyümüş Mona Lisayı hazır elime geçmişken yavaş yavaş yaklaşarak en sona bıraktım. Sonunda Mona Lisanın bulunduğu odaya geldiğimde tablonun önünde oluşmuş kalabalığı hırsla yararak resmin dibine sokuldum.Baktım........baktım............ve baktım.........sadece bir resim olarak inceledim............bozuntuya vermedim açıkçası birşey çıkaramadığımı Leonardo sanki bana “resim nası olmuş müdür?” diye sormuş da ayıp olmasın diye susuyomuşum gibi . Bir anlam yüklemeye çalıştım olmadı. Zaten ülkemizde sanat eserlerine “bunda kesin bir mesaj var mesaj yoksa anlaşılmaz olmaya çalışıyor sanatçı “ şeklinde bir bakış olduğu için benden de çok farklı birşey beklenemezdi. Ama sonra sadece baktım. İçinde belki milyonlarca sır , geleceğin gizemi , Leonardo Da Vincinin yüzü , tırto zırto formüller vardır ama ben sadece o gülümseyişe baktım . İşte o an, yıllarca insanların Mona Lisa hakkında yaptıkları tartışmaların sanki bir resim üzerine değil de 'güzelliği , kim olduğu , gülümseyişiyle' bir kadın üzerine olduğunu farkettim .Resmin üstünlüğüne daha doğrusu ressamın üstünlüğüne boyun eğdim ve Leonardo Da Vinci'nin emekli kundurası gibi buruşuk ellerini öpesim , kıvrık beynini sevesim geldi.Özetle"Mona Lisa" bir tablodur belki ama Leonardo Da Vincinin bu eseri sadece bir resim değil bir kişidir ...

25 Nisan 2009 Cumartesi

GebeŞ3


"AA Melisa" ! Açıyorsun.Yine aynı yerde buluşalım diyo.Anlaştık diyorsun .Hayalindeki kadının canlı hali resmen. Tarz, güzel , umursamaz , içten ,….güzel dudaklı…..güzel dövmeli…güzel gülen….sadık..Yani kediyle köpeğin titiz bir karışımı. Evlenirsin lan sen bu kızla çakaaaal . Yıllar sonra şöyle çocuğun olsa filan ,güzel bir evin , işten gelince güzel pahalı koltuğuna kurulsan, haberleri izlerken ayda sadece 3 defa pilav yemene rağmen pirinç zamına en çok kızan adam olsan, söverken için geçse koltukta uyuyakalsan, Melisa “yemek hazır !” diye bağırsa , kalksan mutfağa gitsen karını çocuğunu öpsen sonra “ne yaptın yemekte aşkım” sorusuna 2 akşam öncesinden kalmış lapa olmuş teker şeklindeki makarnayı tabaklara servis ederek cevap verse Melisa. "Neyse" desen içinden hiç yoktan iyidir…Ne yaptın bugün kocacım … sorma aşkım bugün tahsilatta sorun çıktı A1 bloğun kat betonu atıldı yoruldum sen ne yaptın karıcımm …Dur lan…Bu ne ..?! Güne bak….Koltukmuş!!… ulan günde 12 saat çalıştın tozlu çamurlu mekanlarda boktan koltuğu alıcan diye zaten! Bi de almak için hergün seni yoran koltukta dinleniyosum diye mi sevineceksin? Yemekmiş….Tipe bak yemek yapmayı nerden bilsin bu hatun belinde dövmesi var filan çocuğu utanır büyüyünce denizde filan. Tüühh senin analığına !!
SinirlendiM ya dur valla bak parmaklarım titriyo bi sigara yakıy
ım!........... Çıtır çıtır tütünün yanma sesi …Ohhhhhhhhh….….İşte şimdi ben de aşığım Melisaya…Kadınlar ….ben onları tükettikçe onlar beni tüketsin..Hava kararana kadar oturduk Melisayla…konuştuk…sigara içtik…Aslında bıraksam ya şu mereti..10 yıl filan kısaltıyomuş ömrü geçen gün öğrendim merdiven çıkmak da basamak başına 3 sn uzatıyomuş ömrü Pazar ekinde yazıyodu.Neyse Melisadan ayrılınca dolmuşa bindim dolmuşçuya verdiğim 20 liranın üstünü almayı etrafa bakınıp milletin para üstü hesabını kafadan yaparken unutmuşum … Çok yorulmuşum içeri girdim uzandım babamın aldığı rahat koltuğa. ulan ne rahat koltukmuş vay anasını derken uykuya dalmışım. Rüyamda bambaşka biyerdeydim…

23 Nisan 2009 Perşembe

GebeŞ2

Saat 8:15te durağa gidince "nasıl binicem" telaşıyla yanıp tutuştuğun otobüse ilk fırsatta atlayıp insanların arasına lego misali giriyorsun ama kapıdan uzaklaştıkça yol boyunca nasıl ineceğini düşünerek gerilim yaşıyorsun. Otobüse giriş anında önündekilerin para üstü hesabını kafandan yaparak beyin kıvrımlarını konuştuyor, seferiyken halkın dertlerine kulak misafiri olup yapıcı çözümler buluyor , eğilmekten boynun tutulurken yaşlı teyzelerin devleti kurtarma muhabbetlerine turnusol kağıdı kıvamında girip ak götü kara götü ortaya koyuyorsun , saçma konuşmalara bıyık altından gülerek zekana ve hayatına saygıyla eğiliyorsun. Derken gelmişsin bile okula...binlerce sen...Pısssssssssss kapı açılma sesi mi yoksa sönme sesimi birşeylerin... Otobüsten inip devam ediyorsun düşünmeye.. komşu çocuklarının takıldığı matematik sorularını çözdükçe Einstein triplerine girip “ben zaten her gece anca 5 saat uyurum” filan diye karizma yaptığın günleri hatırlıyorsun...Bölüme girdiğinde kahvaltı niyetine en sevdiğin abur cubur Camokat almak için abur cubur makinesine yöneliyorsun. aha biri 15 kuruş unutmuş makinede ulan ÖSSde hedeflediğinden fazla puan alıp puanlar ziyan olmasın diye daha yüksek puanlı bölümü yazan maymun iştahlı zihniyete uyup daha pahalı bişey mi alsan acaba …evet.evet…”hadi yine iyisin lan hehehe 15 kuruş kardayız” diye kendinle gurur duyarken bozuk makine parayı yutuyor .”Bu moralle derse giremem” psikolojisiyle kantinden usta bir ince işçilikle kesilmiş nerdeyse saydam sucuk dilimleriyle göz dolduran karışık tostunu alıp çok da istemeden öğrencisi olduğun bölümde otururken selam verip geçen arkadaşlarını gördükçe “olsun ya bu bölüme gelmesem böyle kaliteli insanlarla tanışamazdım kolay mı lan zaten böyle yüksek puanlı bölüme girmek “ şeklinde teselli ediyorsun kendini bir nebze ama istediğin şeyin peşinden gitseydin bilmediğin insanları tanımadığın için üzülecek halin de yoktu tabi. Bu düşünceler eşliğinde Sarp bölüme giriş yapıyor.Adam Tostunun yarısını ısırıyo gelir gelmez….Yeter ya!! Darp var ulan ruhuna !!!Bi de üstüne Bérangerin ( kitabını okumayıp internetten öğrendiğin bir cümle) “Mutlu olma sanatı aptal insanlar için zor değildir” sözü geliyor aklına .E tabi komşu çocuklarının onca sorusuna verilen doğru cevaplardan,dolmuştaki hızlı hesaplamalarımdan , odtüyü kazanmamdan sonra aptal sıfatını kendime yediremediğimden hemen depresif takılıyorum. Ama sonra birden aklıma ortaokulda yaş sınırından dolayı ücra köşedeki bir sinemada izlediğin Fight Club geliyor özellikle de Anlatıcı ve Tyler Durden ın tanıştığı uçak sahnesi .Anlatıcı önceden kafasında defalarca tasarladığı benzetmeyi nasıl olsa anlaşılmamıştır diyerek Tyler Durden a açıklamaya çalışırken şöyle bi diyalog çıkıyordu ortaya ;

Anlatıcı: Yani demek istediğim…Hani uçakl…/

Tyler Durden: Anlıyorum…Çok zekice.

Anlatıcı: Teşekkürler (G.t olma)

Tyler Durden:…(gülümseyerek) Nasıl bişey?...

Anlatıcı: Ne nasıl bişey?

Tyler Durden: Zeki olmak…

Anlatıcı: (Duraksayarak) Çok güzel

Tyler Durden: Devam et o zaman(ayağa kalkıyor)…şimdi de bir görgü sorusu önünden geçerken kıçımımı döniyim yoksa önümü mü?

Anlatıcı: …


Etrafın, bulunduğu ortamın en zeki insanı olduğunu düşünüp rahatlayan,küçük hesaplarla gaza gelen insanlarla dolu.Çok güzel filmdi ya GAZA geldin “lan ahanda tamam oğlum buldum işte !Kendimi gerçekleştiricem dövüş klübü kuruyorum ! “ dedikten sonra aynada beklediğin Brad Pitt vücudunu bulamayınca önce kahroluyorsun sonra filmi düşünüp Brad Pitt olamamana üzülmenin filmin ana fikrine ters düştüğünü anlayıp daha da kahroluyorsun …TitrrrRRRRRRRRreeeeeeeeeeee…”Kim lan bu felsefe yapıodum tam”

GebeŞ










Sırf cesaretin yetmedi diye yaşamaya cüret edemediğin duyguları ancak derin bir uykudayken tadıyorsun.Aşık oluyorsun,cesurca kavga ediyorsun,yürürken uçuyorsun adeta….. derkeennn….Tar Tar Tar!!!uyanıyosun “noluyo ya!!” Uzakta yüksek bir binanın tepesinde bir makine etrafı tarıyo… Merakla dev makineye doğru koşuyosun… biri var üzerinde .….sana mı bakıyo lan bu…. “yok ulan ordan fark etmiş olamaz” …gür bir haykırışşş “SEEEENNNNNN Terbiye edicem seni!!!” BeniMİİ?!!!..Kardeşşşşşşşşşşş(empatiyle sempati kurma çabası) hooooopp …ağabeyyyy…ağabeyiiiiğğğğğ…geliyo lan saklanıyım” ...Binanın tepesinden iniyor gür sesli adam sesi gibi gür vücuduyla. Etrafa bağırıyor “Nerdesin laaan biliyorum burdasın terbiye edicem seni ! “…bu ses…bu ses…yok yaaa...Bolat mı lan yoksa bu??!!!” demeye kalmadan devirdiğin şişeden çıkan sesle yanına çağırıyorsun resmen koca et yığınını. İrikıyım elini duvara koyup birden kafasını uzatarak sana bakıyor şimdi ülkemizin anatomi filmlerinin şirazesi kayık genç yeteneklerinden Bolat .Resmen gündüzgözü punduna geldin ulan.Elini sana atıyor : “GELL BURAYA TERBİYE EDİCEEM SENİİ!!!!!!!!
HAYIIIIdıdıdıdıtdıdıdıTDIDIDIDITIRRRRRRRRRRRRRRRR!! Offffff kabusmuş!

“Ulan Sarp,ulan Sarp ağzına sıçıcam senin!!” nidalarıyla yataktan kalkıyorsunSarpın sana birkaç gün önce “ Bacanak al izle ya bir karakter var Bolat diye herif bir bölümde 10 kadına bana mısın demiyo hem de ardı ardına peeh peeeh” diyerek getirdiği Kurtlar Vadisi Pussy nin ekstrem karakteri Bolatı kabuslarına soktuğu için….Püff geç kaldım…….